NÜKLEERE İNAT YAŞASIN HAYAT!

10407989_10206277213159533_5984787610650979185_n

Türkiye’nin yapımı planlanan ikinci nükleer santrali, yaşam hırsızı şirketler ve devletlerce kabul görmüş bulunmaktadır. Ekonomik çıkarlarla doğayı, canlıyı talan eden yaşam hırsızları “nükleer enerji olmadan gelişme olmayacağını” savunmakta, yeşili betonlaştırmaya karşı çıkanlara ise yaşamlarındaki tek mavi olan, üniforma mavisi ile yanıt vermektedirler.

Bizler bu enerjilerin neye hizmet ettiğini bilenler, Çernobil’i, Fukuşima’yı unutmayacak olanlar, gelişmenin nükleerle değil, ekolojik uyum ve karşılıklı yardımlaşma ile sağlanabileceğini bilenler, ülke çapında elektriğine sahip çıkamayıp nükleer kurmayı planlayan sözde gelişmiş yaşam hırsızlarına “hayır” diyoruz.

Devletlerin rant tezgahı olan, kapitalizmin çarkını, hırsını, avm’lerini doyurmak için yeşilimizi elimizden alan “katil enerjilere” “hayır” diyoruz.

Reklamlarınız kadar renkli olmayan bu kirli savaşınızla mücadele için, bugün Sinop, yarın mersin, ertesi gün ise kıyılarımızın, derelerimizin, yaşamlarımızın yanındayız.

Nükleere inat,yaşasın hayat!

TAÇANKA ANARŞİST KOMÜNİST KOLEKTİF

Reklamlar

Anarşist Komünist Kadınlar

  fmkrdsfvnd

Anarşist Komünistlerin sınıf mücadelesi perspektifi, ezme-ezilme perspektifi ile hayat bulur. Nerede bir ezilmişlik varsa, orada mücadele vardır. Nerede mücadele varsa orada kadın vardır. Yüzyıllardır sömürü düzeni içerisinde sınıflı bir toplumda yaşayan insanlık, sınıfın ortadan kalktığı, ezmenin ve bağlamında ezilmenin olmadığı bir dünyada yaşama arzusu içindedir.

Okumaya devam et

1 MAYIS’A DOĞRU

1RcnU

Ezilenlerin mücadele tarihi, sürekli olarak devam eden bu sınıf farklılığı ve emek sömürüsü gerçeğini ortadan kaldırmak ve bizim olanı, bizden çalanlardan geri alma kavgası vermekle sürmüştür.

Bu kavga, bu tarihin bazı dönemlerinde proleter alanda öznelleştiğinde ezilen diğer kitleler arasında taban bulmuş, mücadele daha fazla büyütülmüştür. Tam da bu noktada 1 Mayıs, burjuvazinin ve egemenlerin sürekli olarak “bayram” diyerek manipüle ettiğinin aksine, söylenenin ve artık maalesef kimi “devrimci” çevreler tarafından kabul edilenin aksine bayram değil; mücadelede birlik ve dayanışma ve tabii ki -Albert R. Parsons, August Spies, Samuel J. Fidden, Michael Schwab, Adolph Fischer, George Engel, Oscar Neebe ve Louis Lingg anısına- hiç şüphesiz isyan günüdür.

Okumaya devam et

ÖRGÜTLENME VE ANARŞİZM

Black-red-flag

GİRİŞ

Bu yazı, anarşizmin kronik birkaç hastalığından biri olan örgütsüzlüğe karşı nasıl bir mücadele verilebileceği, bunun anarşist teori ve pratikle ilişkisi ve anarşist bir örgütlenmenin nasıl olması gerektiği üzerine yoğunlaşmak kaygısıyla kaleme alınmıştır. Yazıdaki temel öngörü, geçmişte anarşistler arasında her düzeyde defalarca tartışılmış olan örgütlenme – örgütsüzlük ikileminin birinci halkasının ön kabulüne dayanmaktadır. O da örgütlenmenin gerekliliğidir. Yani tartışmanın ana ekseni anarşizmin örgütlenmeye karşı olup olmadığına dair yaşanan kısır tartışmalardan beslenmemektedir. Dolayısıyla buradaki tespit ve önermelerin kafa karıştırıcı bir polemik ihtiyacından ziyade, anarşist bir örgütlenmeyi yaratma ihtiyacından doğduğu açıktır. Bu anlamda yazının temel muhatabı, anarşist düşüncenin örgütlenmesinden yana olan ve bunun için asgari dahi olsa düşünsel veya edimsel bir kaygıdan hareket eden grup ve bireylerdir.

Okumaya devam et

ANARŞİST KOMÜNİZM

Anarşist Komünizm Nedir?

Böyle kısa bir metinde tarihsel gelişimi 150 yılı aşmış bir mücadele pratiğini dört başı mahmur bir şekilde ifade edebilmek elbette zordur. Fakat asıl zorluk anarşist komünizmden önce belki de, Türkiye coğrafyasında neredeyse hiç anlaşılmamış, anlaşılan kısmı ise muhtemelen yanlış anlaşılmış olan anarşizmi bir noktaya oturtabilmektir. Anarşizmin düşünsel, teorik ve pratik düzeyde inceltilerek devrimci bir kimliğe büründürüldüğü noktada ise karşımıza anarşist komünizm çıkacaktır.

Okumaya devam et

TEMEL YAKLAŞIMLARIMIZ

Özgürlük İçin Toplumsal Devrim
Özgürlük ne bu düzenin düzeltilmesi ile gelir ne de iktidarın bizim elimize ya da düşüncelerimizi yakın bulduklarımızın eline geçmesiyle.

İktidar kirlidir ve herkesi kirletir en komünisti en özgürlükçüyü en hümanisti… Özgürlük önce her insanın kendi hayatı için kendisinin karar vermesiyle ve tüm olanaklara herkesin eşit biçimde ulaşabilmesiyle olur. Toplumsal devrim bunu yaratmaktır. Yaratmak için yıkmak gerekir. Bu düzen yıkılmalıdır. Yıkılırken yeniden ve yeniden yaratılmalıdır.

Okumaya devam et