Anarşist Komünist Kadınlar

  fmkrdsfvnd

Anarşist Komünistlerin sınıf mücadelesi perspektifi, ezme-ezilme perspektifi ile hayat bulur. Nerede bir ezilmişlik varsa, orada mücadele vardır. Nerede mücadele varsa orada kadın vardır. Yüzyıllardır sömürü düzeni içerisinde sınıflı bir toplumda yaşayan insanlık, sınıfın ortadan kalktığı, ezmenin ve bağlamında ezilmenin olmadığı bir dünyada yaşama arzusu içindedir.

Buharlı makinenin icadı ile değerlendirmeye başlarsak eğer, sanayi toplumlarının varolmaya başlaması ile ucuz emek gücü ve dolayımında sınıf mücadeleleri artış gösterir. Fakat bu toplumlarda kadının emek gücü daha ucuzdur. Sanayi sektörüne kadının dahil olması ile kadınlar mücadele içerisine dahil olur. Fabrikalarda, atölyelerde, tarlalarda, artık kadınlar görünmeye başlamıştır. Böylece o dönemin mücadele örgütü olan sendikalar kadınların varlığını yadsıyamaz hale gelirler ve kadınların da mücadelenin bir parçası olduğunun farkına varırlar. Tabi ki sendikaları zorlayan ve kadın mücadelesine sendikaları dahil eden yine kadınlardır.

Her alanda olduğu gibi sınıf mücadelesi alanında da kadın geride durması gereken, her şeyi arkadan takip eden konumunda bırakılmıştır. Bunun en büyük nedenlerinden biri de üretim alanlarında var olan kadınların aynı zamanda görünmeyen emek tarafı olan ev içerisinde de bu üretim sürecinin sürdürücüsü olmaları durumudur. Sabah işe veya eyleme gidecek olan kocayı, oğulu doyurmak, yıkamak, dinlendirmek ve gelecek güne hazırlamak zorunda olan kadındır.

Bu güne bakıldığında bu durum biraz da olsa değişmiş görünebilir fakat var olan ve kanıksanan egemen bakış açısı pek fazla değişmemiştir. Özellikle kadının gücünün ve yeteneğinin hala görünmez ve kabullenilemez olduğu bir gerçektir.

Örgütlenme perspektifimiz

Kitle örgütleri ve sol örgütler içerisinde, görünürde özerk kadın örgütlenmelerinin oluşturulmuş olması maalesef ki kadının mücadele içerisindeki konumunu çok fazla değiştirmemiştir. Eskiden devrimden sonraya bırakılan kadın mücadelesi, ‘devrimden sonra zaten kadının ezilmişliği ortadan kalkar’ bakış açısı ve algısı ile önemsenmemiş, reddedilmişti. Şimdilerde ise bu algı özellikle kadınların mücadeleleri sonucunda az da olsa değişim geçirmiş durumdadır. Tabi yine de zorluklar ve müdahalelerle karşı karşıya. Bunu en iyi 8 Mart eylemlerine erkeklerle beraber çıkan örgütlerle görebiliriz.

Hem bir işte çalışıp sabahtan akşama sömürüye maruz kalmak, hem akşam eve gelip evin içindeki sömürüye maruz kalmak ve sadece gece uyurken dinlenebilmek insan üstü bir çaba gerektirir. Evet günde on altı saat çalışan ve çalışmasının karşılığını dahi alamayan emekçilerimiz var ama onları evde karşılayan bir kadın da (anne, eş, abla, kardeş) mutlaka var. Biz biliyoruz ki kapitalizm, patriarka olmadan yoluna devam edemez ve birbirini yeniden yeniden üreterek devinmek zorundadır.

Bu bağlamda kadınların ayrı bir sınıf olduğunu söylemekten ziyade ezme-ezilme döngüsünde daha fazla ezilen olduğunu söylemek daha doğru olacaktır.

KADIN EZİLENİN EZİLENİDİR!

Patriarkal kapitalizmin işleyişi içerisinde kadının hem kocası tarafından, hem de patronlar tarafından ezildiği gerçeğini gördüğümüz zaman, neden kadınların en ezilen konumda olduğunu da görmüş olmamız gerekir.

Bu bakış açısı ile bizler, mücadele alanımızı mahalleler olarak belirledik ve sadece küçük burjuva alanlara sıkışmış bir mücadele anlayışını reddediyoruz. Buradan küçük burjuva kadınının ezilmediği gibi bir bakış açısı çıkarmanın da doğru olmadığını belirtmekte yarar var. Eğer bir kadın mücadelesi yaratılacaksa bu mücadelenin özgürlükçü olabilmesinin tek koşulu kendinden bağımsız yani bireysellikten uzak bir alan yaratabilmekle gerçekleşir. Fabrika işçisi, ev emekçisi, temizlik işçisi kısaca ezilenin ezileni kadınlarımızın içinde olmadığı bir süreç, gerçeklikten kopuk, ayakları havada, kendi çemberi içinde yaratılan bir mücadele alanı dışına çıkamayacaktır.

Sonuç olarak,

Biz Anarşist Komünistler olarak, sınıf mücadelesi ve kadın mücadelesinin birbirinden ayrılabilir mücadeleler olmadığını, biri olmadığı takdirde diğerinin olamayacağını düşünüyoruz.  Aksi bir mücadele anlayışı ile “özgürleşme” gerçekleşmeyecektir. Bu nedenle de Anarşist Komünist bir örgütlenme içerisinde özerk kadın örgütlenmesini savunuyoruz.

Yaptığımız her çalışmanın örgütlülüğümüzün tüm bileşenlerince sahiplenilen, içselleştirilen çalışmalar olduğunu, bütünleşik mücadele anlayışıyla özgürlükçü örgütlenmenin ilk hedef olduğunu düşünüyor, mücadelemizi bu perspektifle örmeyi hedefliyoruz.

Bize göre kadın mücadelesi ve feminist mücadele ezme-ezilme çelişkisi dışında düşünülemez. En ezilenlerden kopuk bir mücadele anlayışı bizim asla kabul edemeyeceğimiz bir anlayıştır. Sömürünün var olduğu her yerde mutlaka kadınlar da eziliyor demektir. Feminist mücadeleyi sınıf ekseninden kopararak ötekileştirmek hiçbir zaman doğru bir mücadele zemini sağlamaz.

Bizler kadın körü sınıf mücadelesini de sınıf körü kadın mücadelesini de reddediyoruz. Bugün kapitalizm tarafından ezilen proletarya ve hem kapitalizm hem proletarya tarafından ezilen kadın, mücadele cephesinin can damarıdır. Bu yüzden her zaman bıkmadan usanmadan haykırıyoruz;

Özgürlük savaşan kadınlarla gelecek!

 

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s